İçeriğe geç
  • Dolar 49,3404 ▲ %0,13
  • Euro 55,2277 ▼ %0,14
  • Sterlin 65,3538 ▲ %0,13
  • Gram Altın 6.616,67 ▼ %0,42
  • Çeyrek Altın 10.810,86 ▼ %0,28
  • Gümüş 96,31 ▼ %0,07
  • Bitcoin 4.112.652 ▲ %0,73
  • BIST 100 12.163,66 ▼ %0,83

Çevre

Akyatan Lagünü'nde ekosistem tehdit altında: Yavru balık ölümleri artıyor

Türkiye'nin en büyük lagünü Akyatan'da tarımsal kirlilik ve organik yük nedeniyle geceleri oksijen seviyesi sıfıra düşüyor, yavru balık ölümleri yaşanıyor. Uzmanlar, gölün 'can çekiştiğini' belirterek acil doğa temelli çözüm çağrısı yapıyor.

Haberler.com'da yer alan habere göre, Çukurova Bölgesi'ndeki Akyatan Lagünü, yoğun tarımsal faaliyetler ve drenaj kanallarıyla taşınan kirleticiler nedeniyle büyük bir ekolojik baskı altında. Lagünde gündüz yüksek seviyelerde ölçülen oksijen, geceleri sıfıra inerken yavru balık ölümleri ve yosun kirliliği gözlemleniyor. Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Çevik, "Akyatan Lagünü can çekişiyor. Acil olarak doğa temelli çözümler üretilmeli" dedi.

Zengin biyoçeşitliliğiyle öne çıkan Akyatan Lagünü'nde insan kaynaklı baskılar her geçen gün artıyor. Bölgedeki tarımsal faaliyetler sonucu drenaj kanalları aracılığıyla göle ulaşan kimyasallar ile azot ve fosfor yükünün su ekosistemini tehdit ettiği ifade ediliyor. Lagünde yürütülen bilimsel çalışmalarda kirlilik düzeyi fizikokimyasal ve mikrobiyolojik açılardan inceleniyor.

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Fatma Çevik, lagünün hem doğal yaşam hem de ekosistem hizmetleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Drenaj kanallarının ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Çevik, "Akyatan Lagünü Türkiye'nin en büyük lagün gölü ve sunduğu ekosistem hizmeti oldukça fazla. Ancak insan kaynaklı etkiler altında. Etrafında yoğun tarımsal faaliyetler var. Drenaj kanalları ciddi bir yük getiriyor. Tarımsal kirleticilerin yanı sıra azot ve fosfor girdisi çok fazla" diye konuştu.

Gölün sığ yapısının besin girdisini artırarak su içi bitkilerinin aşırı çoğalmasına yol açtığını anlatan Çevik, bitkilerin ölümünün ardından dibe çökerek ayrıştığını ve organik yükü yeniden suya saldığını kaydetti. Bu durumun kısır bir döngü yarattığını vurgulayan Çevik, "Dışarıdan yeni kirletici gelmese dahi göl artık kendi kendini besleyen bir kirlilik sürecine girdi" ifadelerini kullandı.

Lagündeki kimyasal süreçlerin su canlıları için risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Çevik, aşırı organik madde ve bitki artışının ekosistemin dengesini bozduğunu söyledi. Çevik, "Aslında Akyatan Lagünü can çekişiyor. Aşırı organik madde ve bitki popülasyonu nedeniyle kimyasal reaksiyonlar ve zararlı gaz çıkışları oluşuyor. Gündüz fotosentezle bol oksijen ölçülürken geceleri oksijen seviyesi maalesef sıfıra iniyor. Su bitkilerinin üzerinde özellikle yavru balık ölümlerine rastlıyoruz. En büyük sorunlarımızdan biri de hızla ilerleyen sığlaşma" dedi.

Lagün sistemlerinde mikroplastik araştırmalarının da sürdüğünü aktaran Çevik, ilgili kurumların çalışmalarına rağmen mevzuata uyulması ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini ifade etti. Milli Parklar ile Tarım ve Orman Bakanlığının lagünün korunması için çaba gösterdiğini ve yönetim planlarının hazırlandığını belirten Çevik, "Önemli olan mevzuata harfiyen uymak ve toplumsal farkındalığı artırmaktır. COP31 gündeminde de yer alan en kritik başlıklardan biri doğa temelli çözümler. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Sadık Dinçer'in yürütücülüğünde sürdürdüğümüz proje kapsamında hem kirlilik düzeyini belirliyoruz hem de bu kirliliği engellemek için doğa temelli hangi adımların atılabileceğini araştırıyoruz. Artık 'iklim eşittir su' gerçeğini kabul edip sucul ekosistemlerimizi titizlikle korumak ve izlemek zorundayız" şeklinde konuştu.

Haberin devamı için: Haberler.com

Kaynak: Haberler.com

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…