Nobel bilim ödüllerinde kadın oranı yüzde 3,9
1901-2026 döneminde Tıp, Fizik, Kimya ve Ekonomi alanlarında verilen 769 Nobel ödülünden yalnızca 30'u kadınlara layık görüldü. Bu yıl dört bilim dalında da erkekler ödüllendirildi.

Alfred Nobel'in vasiyetinde belirtilen 'insanlığa en büyük faydayı sağlayan kişilere' ifadesine rağmen, ödülün verilmeye başlandığı 1901 yılından 2026'ya kadar geçen sürede bilim kategorilerinde kadın temsiliyeti düşük kaldı. Tıp, Fizik, Kimya ve 1969'dan beri verilen Ekonomi dallarında toplam 769 ödül dağıtılırken, bunların yalnızca 30'u kadınlara takdim edildi. Bu durum, ödüllerin yüzde 3,9'unun kadınlar tarafından kazanıldığına işaret ediyor. 2026 yılında Ekonomi Nobel'inin de açıklanmasıyla birlikte, o yılki dört bilimsel ödülün tamamının erkekler arasında paylaşıldığı kesinleşti.
Haberler.com'da yayınlanan habere göre, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi ve Karolinska Enstitüsü Nobel Meclisi, uzun süredir cinsiyet dengesizliği nedeniyle eleştirilere maruz kalıyor. 2018'de önyargılarla mücadele amacıyla aday belirleme sürecinde gizli değişikliklere gidildi. Aynı yıl Donna Strickland fizik, Frances H. Arnold ise kimya ödülünü kazandı. Bu kazanımlar, fizikte 50 yılı aşkın, kimyada ise uzun bir süredir kadınların ödülle buluşamamasının ardından geldi. Eski Akademi Genel Sekreteri Göran Hansson, aday gösterilmeyen birine ödül verilemeyeceğini belirterek, komitelerin adayları cinsiyet ve etnik köken açısından daha açık fikirli olmaya teşvik ettiğini aktardı.
Seçim süreci; gizli formlarla öneri toplanması, 250-350 ön adayın belirlenmesi, uzman değerlendirmesi ve nihai oylama aşamalarından oluşuyor. Ancak Nobel ödülleri, 'yalnız dahi' mitini pekiştirdiği ve sınıf ile ırk temelli önyargıları barındırdığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Astrofizikçi Brian Keating, ödülün bilimsel keşfin bütünlüğünü yansıtmadığını savunarak sahiplerinin ödülü reddetmesi gerektiğini ileri sürdü. Ayrıca aday isimlerinin 50 yıl gizli tutulması, şeffaflık tartışmalarını beraberinde getiriyor. Nükleer fisyonun keşfinde payı olan fizikçi Lise Meitner'in, çalışma arkadaşı Otto Hahn'ın 1944'te tek başına Nobel Kimya Ödülü almasına rağmen 49'dan fazla kez aday gösterilip ödüllendirilmemesi, sistematik dışlanmanın sembolik örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Uzmanlar, Nobel komitelerindeki cinsiyet uçurumunun, kadınların bilimsel kariyerlerinin daha erken aşamalarında karşılaştığı engellerin bir yansıması olduğunu vurguluyor. Kopenhag Üniversitesi'nden fizikçi Liselotte Jauffred, istatistiklerin ortada bir sorun olduğunu gösterdiğini ancak komitelerin kasti bir önyargıyla hareket ettiğine dair kanıt bulunmadığını belirtti. Jauffred'e göre eşitsizliği doğuran mekanizmalar, Nobel sürecinden çok daha önce devreye giriyor ve komiteler bu uzun zincirin son halkasını temsil ediyor.
TürkAta Haber Ajansı