İçeriğe geç
  • Dolar 49,7655 ▲ %0,14
  • Euro 55,6878 ▼ %0,07
  • Sterlin 66,4568 ▼ %0,15
  • Gram Altın 6.437,77 ▲ %0,83
  • Çeyrek Altın 10.494,98 ▼ %0,37
  • Gümüş 86,76 ▲ %0,70
  • Bitcoin 3.998.688 ▼ %0,22
  • BIST 100 11.172,72 ▲ %0,50

doga-bilimleri

BİOMED 2026’da 300 bilim insanı bir araya geldi

Yeditepe Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 30. Uluslararası Biyomedikal Bilim ve Teknoloji Sempozyumu (BİOMED 2026), biyomalzemeler ve doku mühendisliği alanında çalışan 300 bilim insanını İstanbul'da bir araya getirdi.

Yeditepe Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 30. Uluslararası Biyomedikal Bilim ve Teknoloji Sempozyumu (BİOMED 2026), biyomalzeme ve doku mühendisliği alanında uzmanlaşmış 300 bilim insanını İstanbul'da buluşturdu. 23-25 Ekim tarihleri arasında yapılan etkinlikte ABD, Japonya, Güney Kore, Portekiz ve İsveç başta olmak üzere çeşitli ülkelerden araştırmacılar katılım sağladı. Sempozyum kapsamında biyomalzemeler, doku mühendisliği ve rejeneratif tıp alanındaki son gelişmeler masaya yatırılırken, katılımcılar 92 poster ve 50 sözlü sunumla çalışmalarını paylaştı.

Haberler.com'da yayınlanan habere göre, sempozyumun kongre başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Gamze Torun Köse, etkinliğin bilim insanları ile genç araştırmacıları bir araya getirerek yeni proje ve iş birliklerine zemin hazırladığını vurguladı. Köse, BİOMED'in 30'uncu yılı ile Yeditepe Üniversitesi'nin kuruluşunun 30'uncu yılının aynı döneme denk gelmesinin ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, üniversitenin yenilikçi düşünce ve disiplinler arası çalışmayı destekleyen kültürüne dikkat çekti. Köse, "Üniversitemiz, kurulduğu günden bu yana yenilikçi düşünceyi, araştırmayı ve disiplinler arası çalışmaları destekleyen güçlü bir kültür oluşturdu. Böyle bir yapıda 30'uncu BİOMED'i düzenlemek ve bilim insanlarıyla genç araştırmacıları aynı platformda buluşturmak bizim için çok değerli" ifadelerini kullandı.

Disiplinler arası iş birliğinin biyomedikal gelişmeler için kritik olduğunu dile getiren Prof. Dr. Köse, biyoloji, tıp ve mühendislik alanlarının ortak çalışmalarının yeni teknolojilerin klinik uygulamalara aktarılmasını kolaylaştırdığını ifade etti. Biyomalzemeler, hücresel terapiler ve üç boyutlu biyobasım gibi alanlardaki ilerlemelerin hasarlı dokuların onarılması ve işlevlerinin yeniden kazandırılmasına katkı sunduğunu kaydeden Köse, bu süreçlerin önemine işaret etti.

Biyomalzeme ve Doku Mühendisliği Derneği (BDMD) Başkanı Prof. Dr. Y. Murat Elçin ise biyomalzemelerin ameliyat ipliklerinden diş implantlarına, kemik greftlerinden lenslere kadar tıbbın birçok alanında kullanıldığını belirtti. Elçin, araştırma gruplarında kemik yenilenmesine yönelik yeni malzemeler geliştirdiklerini aktardı. Türkiye'de biyomalzeme alanında son 30 yılda araştırma niteliği ve bilimsel üretim açısından önemli mesafeler kat edildiğini söyleyen Elçin, akademik çalışmaların uygulanabilir ürünlere dönüşümünde çeşitli zorluklar yaşandığını dile getirdi. Elçin, araştırmaların ürüne dönüşmesi için finansman ve uygulama olanaklarının sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak, üniversitelerdeki teknoloji transfer ofislerinin patent ve fikri mülkiyet süreçlerine sağladığı katkının arttırılmasının önemine dikkat çekti.

BDMD Kurucu Başkanı Prof. Dr. Vasıf Hasırcı da biyomalzeme alanındaki gelişmelerin tıbbın pek çok dalına katkı sağladığını belirterek, üç boyutlu baskı sistemleri, mikroakışkan teknolojiler ve yapay zeka uygulamalarının araştırmalarda yeni fırsatlar sunduğunu söyledi. Hasırcı, cihaz teknolojilerinin malzeme gelişimindeki kritik rolüne değinerek, mikroelektromekanik sistemlerden (MEMS) kanserli hücrelerin tanımlanması gibi uygulamalarda yararlanıldığını ve bu teknolojilerin kanser tanısında daha hızlı sonuç alınmasına yardımcı olduğunu kaydetti.

İlaç salım sistemlerinin biyomalzeme alanındaki önemini koruduğunu ifade eden Hasırcı, moleküllerin dokularla etkileşimlerinin karmaşıklığı nedeniyle analiz süreçlerinin uzun sürebildiğini anlattı. Yapay zekanın karmaşık verilerin değerlendirilmesini kolaylaştırdığını belirten Hasırcı, bu teknolojinin tanı yöntemlerinin geliştirilmesi, hastalık modellerinin oluşturulması ve ilaç adaylarının tasarlanması açısından büyük fırsatlar yarattığını vurguladı.

Biyolojik olarak parçalanabilen malzemelerin öneminin giderek arttığını söyleyen Hasırcı, "Geçmişte tercih edilmeyen biyobozunur malzemeler, günümüzde özellikle aranan malzemeler haline geldi" dedi. Bu malzemelerin belirli uygulamalarda parçalanarak ortadan kalkabilmesinin önemli avantajlar sunduğunu belirten Hasırcı, vücut dokularına benzer özellikler taşıyan hidrojellerin de ilaç salım sistemlerinde ve doku modellerinin oluşturulmasında yaygın olarak kullanıldığını ekledi. Hasırcı, biyomalzeme alanının kimya, fizik ve tıp gibi farklı disiplinlerden araştırmacıların kendi uzmanlıkları doğrultusunda çalışmalar yürütebildiği geniş bir yelpazeye sahip olduğunu sözlerine ekledi.

TürkAta Haber Ajansı
Yeşil Vatan

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…