İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.116.274 ▲ %0,75
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Çevre

TMMOB ve ekolojik örgütler Kadıköy'de INRAIL projesinin iptalini istedi

TMMOB ve ekolojik örgütler Kadıköy'de INRAIL projesinin iptalini istedi

(İSTANBUL) - TMMOB, Kuzey Ormanları Savunması, Türkiye Ormancılar Derneği ve Polen Ekoloji Kollektifi tarafından Kadıköy'de düzenlenen protesto eyleminde, yaşam alanlarını yok edeceği gerekçesiyle INRAIL Kuzey Demiryolu Projesi'nin iptal edilmesi istendi. Eylemde yapılan açıklamada, "Bu proje, ilk bakışta masum bir ulaşım yatırımı gibi görünse de ormanı, suyu, yaşam alanlarımızı yok edecek, inşaata açıp betona boğacak; kamu yararı gözetilmeyen, Türkiye'yi borçlandıran, üretim yerine küresel tedarik zincirlerinde, 'transit geçiş' ülkesi haline getiren bir rant projesi" denildi. TMMOB İstanbul (İKK) Bilim Kurulu da "Kamuoyunu uyarıyoruz: İstanbul Kuzey Demiyolu Geçişi Projesi, İstanbul'un ekolojik ve mekansal geleceğini tehdit etmektedir" açıklamasında bulunarak, projeye ilişkin sürecin hukuki meşruiyetinin sorgulanması gerektiğini vurguladı.

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Kuzey Ormanları Savunması, Türkiye Ormancılar Derneği, Polen Ekoloji Kollektifi INRAIL Kuzey Demiryolu Projesi'nin iptal edilmesi talebiyle Kadıköy'de eylem düzenledi. Kadıköy Meydanı'ndaki eylemde "Demiryolu değil talan yolu", "INRAIL rant için, ormanlar yaşam için", "Ormanlar, nehirler sermaye değiller" sloganları atıldı. Eylemde yapılan ortak açıklamada projenin barındırdığı tehdit ve risklere vurgu yapılarak, talepler dile getirildi.

Yapılan açıklamada Gebze/Çayırova Marmaray istasyonundan başlayıp Sabiha Gökçen Havalimanı, Yavuz Sultan Selim (YSS) Köprüsü ve İstanbul Havalimanı'nı geçerek Avrupa tarafında Çatalca istasyonunda son bulacağı belirtilen toplam 127 km uzunluğundaki proje kapsamında güzergah üzerinde yapılması planlanan onlarca tünel, viyadük ve köprünün Kuzey Ormanları'nda büyük tahribata yol açacağına dikkat çekildi.

İçme suyu havzaları ve yeraltı sularına doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen projenin kentin kontrolsüz biçimde büyümesine hız kazandıracağı, Kuzey Ormanları'nın bütünlüğünün bozulmasına, habitat kaybına ve yaban hayatın yok olmasına neden olacağı, ayrıca proje dolayısıyla ortaya çıkacak milyonlarca metreküp hafriyatın ekosistem üzerinde ciddi bir çevresel baskı oluşturma riski taşıdığı vurgularak, şöyle denildi:

"3. Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu, 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul'un ardından şimdi 'INRAIL Kuzey Demiryolu Projesi' adı verilen projeyle, Kuzey Ormanları, ulaşım ve taşımacılık projesi adı altında beşinci kez rant ve yıkım dalgasına açılmak isteniyor. Bu proje, ilk bakışta masum bir ulaşım yatırımı gibi görünse de ormanı, suyu, yaşam alanlarımızı yok edecek, inşaata açıp betona boğacak, kamu yararı gözetilmeyen, Türkiye'yi borçlandıran, üretim yerine küresel tedarik zincirlerinde, 'transit geçiş' ülkesi haline getiren bir rant projesi.

Tekrar altını çiziyoruz: İstanbul ve Marmara birçok sorunla boğuşuyorken; kentin son içme suyu barajlarını, yeraltı akiferlerini ve orman varlığını devasa tünel kazıları ve şantiyelerle riske atacak hiçbir altyapı projesi 'çevreci' olarak nitelendirilemez. Gelecekte bir damla suya muhtaç olmamak için su havzaları ve orman alanları mutlaka korunmalıdır. Kuzey Ormanları İstanbul'un nefesi, suyu ve yaşam sigortasıdır. Bu alanları lojistik koridorlara, şantiyelere ve rant projelerine teslim etmeyeceğiz."

Açıklamada talepler"İstanbul'un kuzeyindeki su havzalarını ve orman ekosistemini kentsel büyümeye açacak INRAIL projesi derhal iptal edilmelidir. Dünya Bankası başta olmak üzere uluslararası finans kuruluşları, tüm finansman anlaşmalarını askıya almalıdır. İstanbul'un ekolojik yıkımına ve su havzalarının tahribatına ortak olmamalıdır. Ulaştırma politikaları, doğayı ve su havzalarını meta olarak gören anlayıştan uzaklaşmalı; 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ilkelerine ve kentin ekolojik sınırlarına saygı göstermelidir. İstanbul'un kuzeyi yeni mega projelerden arındırılmalıdır" şeklinde sıralandı.

TMMOB İKK BİLİM KURULU: KAMUOYUNU UYARIYORUZ

Ortak açıklamanın ardından Pelin Pınar Giritlioğlu, TMMOB İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Bilim Kurulu'nun açıklamasını okudu.

"Kamuoyunu uyarıyoruz: İstanbul Kuzey Demiyolu Geçişi Projesi, İstanbul'un ekolojik ve mekansal geleceğini tehdit etmektedir" denilen açıklamada, "INRAIL projesine ilişkin duruşumuz açıktır: İstanbul'un üst ölçekli planlama kararlarında yer almayan ve hukuki dayanağı olmayan, ormanlar, su havzaları, tarım alanları, meralar ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki doğrudan ve birikimli etkiler yaratan, İstanbul halkının temel yaşam hakkı olan su hakkını elinden alan Inrail projesini reddediyoruz" ifadeleri kullanıldı.

"ÇED DOSYASI BAKANLIĞA BİLE SUNULMADAN İHALE AÇILIP RESMİ GAZETEDE YAYIMLANMIŞ OLMASI SÜRECİN HUKUKİ MEŞRUİYETİNİ SORGULAMAYI GEREKTİRMEKTEDİR"

TMMOB İstanbul İKK Bilim Kurulu açıklamasında ayrıca projeye ilişkin ÇED dosyasının henüz Bakanlığa sunulmamışken ihale açıldığı ve Resmi Gazete'de yayımlandığına dikkat çekildi. Açıklamada, "ÇED süreci, önceden kararlaştırılmış bir yatırımın çevresel etkilerini sıralamakla sınırlı tutulamaz. Projenin gerekliliği, alternatifleri ve çevresel-toplumsal sonuçları bilimsel verilerle değerlendirilmelidir. Değil ÇED inceleme sürecinin tamamlanması ya da ÇED Olumlu Kararının çıkması, henüz ÇED dosyası Bakanlığa bile sunulmadan 23 Temmuz 2026 da ihale açılıp Resmi Gazete'de yayınlanmış olması, sürecin hukuki meşruiyetini sorgulamayı gerektirmektedir. TMMOB İstanbul İKK Bilim Kurulu olarak, ÇED raporu onaylanmadan projenin 2026 Temmuz ayında ihaleye çıkarılmış olması yönündeki bilgilerin ve sürecin hukuki dayanağının açıklığa kavuşturulmasını da talep ediyoruz" denildi.

Açıklamada, şöyle devam edildi:

"Yaklaşık 127 kilometre uzunluğundaki İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi (INRAIL) Projesi gündeme gelmiş ve süreç hızla başlatılmıştır. Bu proje, yalnızca bir ulaşım yatırımı değil; İstanbul'un doğal varlıklarını, su kaynaklarını ve gelecekteki mekansal gelişimini doğrudan ilgilendiren kapsamlı bir müdahaledir. Ulaşım altyapıları, yalnızca iki nokta arasında bağlantı kuran teknik yatırımlar değildir; kentsel gelişmenin yönünü, arazi kullanımını ve yeni yapılaşma baskılarını belirleyen mekansal müdahalelerdir. Bu nedenle proje, yalnızca kendi güzergahı üzerinden değil, İstanbul'un bütüncül planlama kararları ve diğer büyük altyapı yatırımlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Proje güzergahı orman alanlarının yanı sıra tarım alanları, meralar, zeytinlikler ve kırsal yerleşimlerden, yaban hayatı geliştirme sahalarından geçmektedir. Korunan alanlar, doğal yaşam koridorları ve biyolojik çeşitlilik açısından önemli bölgeler üzerindeki etkiler, projenin ekolojik sonuçlarının ne denli kapsamlı olabileceğini göstermektedir.

İstanbul'un kuzeyindeki doğal alanlar, üzerinde farklı projelerin uygulanabileceği sınırsız yatırım alanları değildir. Bunlar kentin su güvenliğini, iklimsel dengesini, biyolojik çeşitliliğini ve gelecek kuşakların yaşam hakkını güvence altına alan ortak varlıklarımızdır.

"MESELE DEMİRYOLUNA KARŞI OLMAK DEĞİL, KAMU YARARINI SAVUNMAKTIR"

Mesele demiryoluna karşı olmak değil kamu yararını savunmaktır. Demiryolu taşımacılığının geliştirilmesi ve yük taşımacılığının karayolundan demiryoluna kaydırılması elbetteki desteklenen ve savunulan bir politikadır. Ancak bir ulaşım türünün genel olarak daha sürdürülebilir olması, o türle gerçekleştirilen her yatırımın kendiliğinden kamu yararına olduğu anlamına gelmemektedir. INRAIL Projesi'nin gerekliliği; mevcut demiryolu altyapısının geliştirilmesi seçenekleri, alternatif güzergahlar, gerçek ulaşım talebi ve diğer yatırımlarla birlikte yaratacağı kümülatif etkiler üzerinden değerlendirilmelidir. Projenin Asya-Avrupa ticaret koridorları ve bu bağlamda Orta Koridor için önemli bir bağlantı olması iddiası birçok bakımdan önemli riskler ve belirsizlikler içermektedir. İstanbul'un kuzeyinde biriken ekolojik tahribatın üzerine yeni müdahaleler eklemek, kentin su, gıda ve iklim krizlerini derinleştirme riski taşımaktadır.

İSTANBUL'UN GELECEĞİ KAMU YARARI TEMELİNDE KURULMALIDIR"

İstanbul'un daha fazla mega projeye değil; bilimsel planlamaya, ekolojik sorumluluğa, hukuka ve kamu yararına dayanan kararlara ihtiyacı vardır. Kentin doğal varlıklarını korumak, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da yaşam hakkını savunmaktır."

Haber kaynağı: haberler.com

Kaynak: Haberler.com

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…