Turgut Ertop'un hikayesi, 55 yıl sonra ormana dönüşen fidanlarla COP31'e örnek oldu
Turgut Ertop'un hikayesi, 55 yıl sonra ormana dönüşen fidanlarla COP31'e örnek oldu
KARS'ın Selim ilçesinde 1971 yılında TCDD yol bakım şefi olarak Benliahmet İstasyonu'nun çevresini ağaçlandıran Turgut Ertop'un hikayesi COP31'e örnek oldu. Belgesel çekimi için 55 yıl sonra istasyonu ziyaret eden Ertop, diktiği fidanların ormana dönüştüğünü görünce gözyaşlarını tutamadı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre; Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığında 9-20 Kasım'da Antalya'da gerçekleştirilecek COP 31'de 197 ülke iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmek için yol haritasını güncelleyecek. COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin iklim eylemi için taahhütleri uygulamaya dönüştürme hedefleyen COP31'in 'Uygulama COP'u olarak şekillenmesi için süreci yönetiyor. COP31 programları kapsamında doğa ile insanın bağını anlatan örnek insan hikayeleri de kamuoyuyla paylaşılacak. Bakan Kurum, o hikayelerden birini sosyal medya hesabından 'Turgut amcamızın hikayesi kalplere dokunuyor. Bu güzel hikayeyi COP31 Youtube kanalımızda izleyebilirsiniz' notuyla paylaştı. Hikayenin kahramanı şimdi 83 yaşında olan emekli TCDD yol bakım şefi Turgut Ertop, 28 yaşında genç bir demir yolcuyken tayini Kars'ın Selim ilçesindeki Benliahmet İstasyonu'na çıktı. Ertop'un Benliahmet'te bulunduğu dönemde bölgenin en önemli sorunlarından biri ağır kış şartları ve demir yolu hattında yaşanan buzlanmaydı. Genç yol bakım şefi Turgut Ertop, demir yolunun çevresine dikilecek ağaçların büyüdüklerinde hattı sert hava koşullarından koruyabileceğini, rüzgarın ve buna bağlı buzlanmanın etkisini azaltabileceğini düşündü. Bu düşüncesini üstleriyle paylaştı ve kabul gördü. Amasya'dan getirilen fidanları demir yolu işçileriyle birlikte tek tek demir yolu hattının çevresine diktiler ve toprağa yerleştirilen fidanların can sularını depolarda toplayıp tek tek fidanlara ulaştırdılar. Ertop, 1974 yılında Benliahmet İstasyonu'ndan ayrıldı.
BU KEZ COP31 İÇİN GELDİ
Aradan yarım asır geçti, Ertop emekli oldu, fidanlar ise çorak arazinin ortasında ormana dönüştü. Turgut Ertop, bu yıl COP31 belgeseli için bir kez daha Benliahmet İstasyonu'nun yolunu tuttu. Bir zamanlar can suyunu verdiği fidanların ağaçlara dönüştüğünü gören Ertop, geçmişini ve çalışma arkadaşlarını hatırlarken gözyaşlarını tutamadı ve hikayesini şöyle anlattı:
"Kötü hiçbir anım yok burada. Buraya Samsun'dan geldiğimde ilk planda üzüldüm. 74 yılında ayrılırken, içtenlikle söylüyorum, aynı hüznü yaşadım. Burada 'Yol boyuna ağaç dikeceğiz. Kış çok olduğu için, kar siperi olacak şekilde yol boyu ağaçlandıralım ki onlar daim olsun' dediler. Burası mera, hayvancılığın çok olduğu bir yer. Devamlı yol boyunda hayvanlar vardır. Biz buraya fidanları diktiğimiz zaman bunları koruyamayacağımızı amirlerime söyledim. 'Bunlar yolda mümkün değil, bu çalışma boşa gider' dedim. 'Ne yapalım' diye sordukları anda, 'İstasyona karşıdan gelen tren geciktiği zaman, tren uzun süre kalırsa, trenle ray arasında buzlanma olur ve lokomotifin çekiş gücü düşer. Bu ağaçlandırmayı istasyonlarda yapalım' dedim. 'Dolayısıyla aynı şeyi orada da sağlarız. Uzun ömürlü olur, bir sonuç alırız' dedim. Benim bu önerimi uygun gördüler. 71 yılının bahar aylarında bu program alındı. 71'de ilk fidanlar gelmeye başladı. Tabii biz ondan önce hazırlığımızı yaptık dikilecek yerleri. Amasya Orman Fidanlığı'ndan, oradan vagonlarla gelen fideler, burada işçiler vasıtasıyla dikildi ve ilk can suyunu da vermek bizlere nasip oldu."
Ertop, fidanları yaşatacak suyu bulmak için neler yaptıklarını anlatarak, "Biz trenlere 'cendere' deriz. Suyu oradan alırlar bunlar cendereden. O cendereyi besleyen Rusların zamanında kalan pompa binası vardı derenin kenarında. Fidanların su ihtiyacını karşılamak için o pompa binasını faaliyete geçirmek istedik ve önce oradan başladık. Çalışır vaziyete geldikten sonra bu işe biraz daha hız verdik. Biz çalışmaya başladığımız zaman gelen geçen köylüler soruyorlardı 'ne yapıyorsun' diye. Biz 'buraya ağaç dikeceğiz' dediğimizde, 'sağınıza solunuza bir bakın, ortada bir tane ağaç görüyor musunuz ki siz bu işe başladınız' diyorlardı. Her defasında böyle iğneleyici, alaycı üslupla karşılaştık. Tabii bunlar bizi kendi çalışmamızdan, şevkimizden geri bırakmadı. Biz çalışmaya devam ederken, çevreye de örnek olduk. Bunun olabileceğini, bu işlerin yapılabileceğini gösterdik. Bugün de görüyoruz ki bu işler oldu ve faaliyete geçti" diye konuştu.
'AĞLAMAK GELİYOR İÇİMDEN'
Ağaçlarla arasındaki bağı öğretmen ve öğrenci ilişkisine benzeten Ertop, "Bir öğretmen, belli bir yerlere gelen öğrencisini görünce ne olursa, ben de bu diktiğim ağaçların bu seviyeye gelmesi aynı duyguları bana yaşatıyor. Ben de bunların öğretmeni değilim ama ben de bunların can suyunu veren adamım. O bakımdan kendimi çok mutlu hissediyorum. Ağlamak geliyor içimden. Ama bu hüzün değil. Mutluluk gözyaşı. Samimi söylüyorum. İnanın bakın, ben sabahleyin Ankara'dan çıkarken çocuklarım, 'Baba senin adına mutluyuz, hiç olmazsa o yavruları göreceksin' demişlerdi. Başka bir şey söyleyemezdim. Çok mutlu oldum, inanın çok duygulandım. Samimi söylüyorum. Ben buraya geldiğimde 28 yaşındaydım. Şu anda 83 yaşındayım. Sadece yaşım var ama gönlüm hala 18 yaşında görüyor. Bu hayatta bir şeyi değiştireceğime inanıyorum. Bunun çoğuna ben tanık oldum, bizzat yaşamım boyunca. Planda belki göremezsiniz ama yıllar sonra onun sonuçlarını alırsınız. Ben yine boş bulduğum yere bir ağaç dikmek isterdim" ifadelerini kullandı.
Haber kaynağı: haberler.com
Kaynak: Haberler.com